Salo Ya Da Sodom'un 120 günü

12:11 Gönderen dexter_fernando


Kesinlikle bu filmi izlemeyin. Akılı başında insanların psikolojilerine bile zarar verecek bir yapım içerdiği işkence ve cinsel istismar sahneleri ile 18 yaşından küçüklere asla tavsiye edilmez. Filmdeki çoğu sahnenin resimlerini yayınlayamamaktayım.

Salo ya da Sodom'un 120 Günü 1975 İtalya Fransa ortak yapımı dramatik filmdir. Özgün adı Salò o le 120 giornate di Sodoma ya da daha yaygın bilinen şekliyle kısaca Salò'dur.

Erotik edebiyatın önemli yazarı Fransız aristokrat Marquis de Sade'nin 1785 yılında yazdığı en sıra dışı eseri olan Les 120 journées de Sodome ou l'école du libertinage adlı kitabının 1940'lı yıllara uyarlamasıdır. Filmin yönetmeni Pier Paolo Pasolini'dir. Passolini aynı zamanda Sergio Citti ile birlikte filmin senaryosunu da yazmıştır. Önemli rollerinde Paolo Bonacelli, Giorgio Cataldi, Umberto Paolo Quintavalle ve Aldo Valletti oynadığı filmin görüntülerini Tonino Delli Colli çekmiş, filmin müziğini ise Ennio Morricone yapmıştır.

Film gösterime girdiği tarihten bu yana içerdiği görsel şiddet ve sadizmin dozu nedeni ile hep tartışma yaratmış ve bugüne kadar yapılmış en rahatsız edici film olarak nitelendirilmiştir. Birçok ülkede gösterilmesi bugün bile yasaktır. Film gösterime girmeden kısa bir süre önce yönetmeni Pasolini öldürülmüştü.


Filmde II. Dünya Savaşı 'nın son günlerinde Faşist İtalya'da çöküşün eşiğindeki dört varlıklı seçkinin genç kız ve erkekleri şatolarında tutsak ederek 120 gün boyunca onlara fiziksel, ruhsal ve cinsel işkence uygulamaları anlatılmaktadır.

Olaylar 1944 yılında Nazi Almanya'sının kontrolünde Kuzey İtalya'da kurulmuş kısa ömürlü bir kukla devlet olan Faşist Salo Cumhuriyeti'nde geçer. Şehrin ileri gelen seçkinlerinden dört sefih 9 kız 9 da erkek 18 genç insanı yakalayıp bir şatoya kapatırlar. Beraberlerindeki 4 yaşlı fahişe ile birlikte bu genç kölelere bir dizi fiziksel, ruhsal ve cinsel işkence uygularlar.

* Film Marquis de Sade'nin 1785 tarihli eserine dayandığı kadar yönetmen Pier Paolo Pasolini'nin kendi yaşantısından da izler taşır. Passolini 20'li yaşlarında bir süre Salo Cumhuriyeti 'nde yaşamıştı. Pasolini burada iken tutuklanmış kardeşi Guido ise öldürülmüştü.
* Marquis de Sade'nin eserindeki şiddet ve sadizmin dozu filmden çok daha fazladır. Sade kitabında iktidarın yanı sıra kiliseyi de eleştiriyordu. Passolini de ateşli bir kilise karşıtı olmasına rağmen filmde kiliseden çok Faşist kurumları eleştirir.
* The Criterion Collection'ın 1998 yılında ABD'de çıkarttığı DVD baskıları Passolini ile düşülen anlaşmazlık nedeni ile kısıtlı sayıda basılabilmişti. Bu nedenle sadece ender bulundukları için piyasadaki DVD'ler 250 ila 1000 $ arasında el değiştirmektedir. Oysa bu baskının hem görüntü kalitesi düşük hem de bazı sahneleri eksikti. Sonradan BFI'nin ve Gaumont Columbia Tristar Home Video'nun çıkarttığı DVD'ler çok daha iyi ve eksiksiz olmalarına rağmen Criterion'un eski DVD'leri hala rağbet görmektedir ve dünyanın en pahalı DVD'si olma rekorunu hala elinde bulundurmaktadır.
* Filmdeki akıl almaz işkenceler iktidar gücünün sınırsız bir şekilde kötüye kullanılmasının, yani bir yerde Faşizmin metaforudur. Bu zülümler sırasında arka planda Pasolini'nin Faşist olarak kabul ettiği Alman besteci Carl Orff (d.1895 - ö.1982)'un müstehçen Latince sözleri de olan Carmina Burana adlı sahne kantatından bölümler işitilir. Yaşlı fahişeler bir Mussolini destekçisi olan Amerikalı şair Ezra Pound 'un dizelerini okurlar.
* Filmin ünlü 'seks kölelerine toplu olarak zorla gaita yedirme sahnesi' kapitalist tüketim toplumunun abur cubur yiyecek endüstrisi ve fast-food kültürünün bir metaforudur.
* Dışkı yedirme sahnelerinde kullanılan materyal çikolata ve portakal marmelatı karışımından yapılmışır.



* Film birçok ülkede pornografik olduğu gerekçesi ile yasaklanmıştı. Oysa filmdeki söz konusu sahneler cinsel arzu uyandırmak şöyle dursun tiksindiricidir. Sefihler bile kurbanlar üzerinde uyguladıkları cinsel işkenceler sırasında zevk alıyor gibi gözükmezler.
* Film hakkında ABD'de açılan yasaklama davalarından biri ile ilgili olarak aralarında Martin Scorsese ve Alec Baldwin'in de olduğu çok sayıda sanatçı filmin sanatsal değeri ile ilgili olumlu görüşler beyan etmelerinden sonra dava düşmüştü.
* Passolini bu filmini "Ölüm Üçlemesi" nin ilk filmi olarak planlamıştı. Öldürülmemiş olsaydı muhtemelen üçlemeyi tamamlayacaktı. "Ölüm Üçlemesi" de daha önce yaptığı "Hayat Üçlemesi" nin tamamlayıcısı olacaktı. "Hayat Üçlemesi" Decameron'un Aşk Hikayeleri (Il Decameron) (1971), Canterbury Öyküleri (I Racconti di Canterbury) (1972) ve 1001 Gece Masalları (Il Fiore delle mille e una notte) (1974) filmlerinden oluşuyor.
* Pier Paolo Pasolini bir ateist ve komünistti. 1947 den 1949'a kadar İtalyan Komünist Partisi'nin bir üyesi idi. Partiden homoseksüel olduğu için ihraç edilmişti.

2 yorum:

  1. Neslihan dedi ki...

    bencede ben izlemesem iyi olacak. ama bir yanımda izle diyor. İşkenceler kötümüş.

  2. dexter_fernando dedi ki...

    Ben izledim ama 2 hafta psikolojimi toplayamadım.

Yorum Gönder