Funny Games / Ölümcül Oyunlar
13:15 Gönderen dexter_fernando
İzleyeni son derece rahatız ederek politik,ayrımcılık, toplumsal şiddet, kişiler arasındaki iletişimsizliği, dönemin önemli olaylarını, yabancılaşmayı, duygusal buzlaşmayı, aile yaşantısının sıkıcılığını ve yozlaşmayı çarpıcı diller ile anlattığı filmlerinden biri de kesinlikle Ölümcül Oyunlar’ dır. Şu sinema dünyasında filmlerini zorlukla izlediğim, sinirden parmaklarımdaki tırnakların hepsini yediğim(çok yanlış bir davranış) tek yönetmen Michael Haneke’dir. Benny’ nin Videosu filminden sonra Michael Haneke’ den böyle bir film geleceğini zaten biliyordum.
Ne kadar yerinde olacak bilmiyorum ama bu film için şöyle bir örnek verirler. Bir baba oğlunu sigara içerken yakalar ve onu bir odaya kapatıp önüne 10 paket sigara atarak bunları bitirmeden odadan çıkamayacağını söyler. Babasının teorisi ise kısa sürede aşırı oranda sigara içmek zorunda kalan çocuk, abartı sigara tüketimi yüzünden hasta olacaktır. Bu sayede hayatı boyunca ne zaman sigara görse iğrenecektir ve bir daha içmek istemeyeceğidir. İşte Ölümcül Oyunlar’ da böyle bir deneyim. Filmin asıl amacı sinemada ve televizyonda gösterilen kurgusal şiddete alışmış izleyiciye gerçek şiddettin çirkinliği göstermek olsa gerek. Filmin basit kurgusu burjuva bir aileyi esir alan iki psikopatın, gece boyunca aileyi türlü işkenceden geçirmeleri etrafında dönüyor.
Yeni çevrimini yapmasının da tek nedeni ilk yapımın sansür gibi olaylar yüzünden istediği kitleye ulaşamamasıdır. Yoksa Michael Haneke yaptığı filmlerinde asla ticari kazanç için olmadığını söylemek isterim. Keyifli ve rahat başlayan filmin müzik kullanımındaki profesyonel değişim ile nerelere gelebileceği hemen tahmin ediyoruz. Bundan sonra belki olacakları tahmin ederek filmden sıkılanlar olabilir. Fakat kesinlikle aklınızda beliren senaryonun ters köşeye yattığını görünce yönetmenin bu konuda ne kadar usta olduğunu anlayabilirsiniz. Facia, son derece kibar ve terbiyeli bir konuşma diline sahip olan gencin kapıyı çalıp yumurta istemesi ile başlar. Bundan sonra fiziksel şiddetten çok ruhsal şiddettin bütün sinirlerimizi yerle bir edecek azap gibi bir film bizi bekliyor olacak. Yavaş, yavaş eski performansında düşüş gördüğüm Michael Haneke maalesef beni haksız çıkartmayı başardı. Burjuva sistemine yaptığı saldırıları yüzünden birçok tepki alsa da Michael Haneke katillerin bakışlarıyla bizimle iletişime geçerek “Aslında şiddetin sokaklarımızdan evlerimizin içine kadar girdiğini” anlatıyor. Katillerin bakışlarını kelimesi geçmişken oyuncuların performansların göz doldurduğundan bahsetmek istiyorum.Özellikle de Susanne Lothar aralarından en iyisi sanki gerçekten işkence görmüş gibi bize o dehşet olayları aktarıyor. Perdenin arkasında kalmayan düşünceler, oyunculuklar ile dolup taşan filmin özelliklede kayık sahnesinde katillerin konuşmaları son derece zeki, gelirleri ve kültürlü olduklarını söylüyorlar. Evden eve taşınan tehlikenin farkına varacağınız bir yapım diye düşünüyor ve yazımı Michael Haneke ile bitirmek istiyorum.



0 yorum:
Yorum Gönder